KÖLELİK HAKKINDA DAHA ÖNCE DUYMADIĞINIZ BİLGİLER

0
84
Görüntüleme

Herkesin kafasına takılan muhakkak bir soru oluyor. Bugün bu sorudan bir tanesi olan kölelik hakkında önceden duymadığınız bilgiler konusunu ele alarak merak ettiklerinizi cevaplandıracağız.

Kölelik Nedir?

Bir kişinin diğer bir kişinin mülkü olması ve onun isteklerini yerine getirmesi olarak da tanımlayabileceğimiz bu kavram, eski dönemlerde uygulanmakta olan ilkel bir davranış olarak kabul edilebilir. Köle sahibine efendi veya mevla, mülk olarak alınan kişiye kul veya köle denirdi. Kendi özgürlüğü bulunamayan, hayatını hep başkaları için yaşamakta olan kimseler birilerine satılabilir, veya çok da eski sayılamayacak zamanlarda cariye olarak adlandırılabilirdi.

Kölelik Neden Tercih Edildi?

Osmanlı’da köleler oradan alınmıyordu. Kölelik devam etmekte olan bir nitelik taşımıyordu. Ayrıca azat edildiği takdirde de devlet işlerinde dahi görev yapabilirdi. Ancak bu diğer ülkeler için pek mümkün değildi. Köleliğin tercih edilme nedeni günlük gereksinimlerin efendiye fazla gelmesinden dolayı da olabilirdi. Böylece sıradan işlerde bile para vererek birini tutabilir günlük sorumlulukların yükünü hafifletebilirdi. Bazı toplumlar bunun çok daha korkutucu versiyonlarını uygulasa da kölelik en azından Türklerde ırkçı sistemlere dayandırılmıyordu.

Osmanlı dışında savaşta esir düşenler, babaların erkek çocukları, borçlarını ödeyemeyenler, ağır suç işleyenler korsanlar tarafından köle olarak satılabiliyordu. Batı toplumlarında kölelik bir zaman sonra emperyalizm, sömürgecilik gibi anlayışlara dayandırılarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra yeni sömürgecilik adı verilen sistem ile sömürgeciliğin eski sistemden farklı olması vurgulandı ancak sistem daima aynı kaldı yalnızca kişilere dayatılan düşünceler farklıydı.

Kölelik İle İlgili Bilinmesi Gerekenler

Kölelikle ilgili tarih kitaplarında bir hayli farklı bilgiler olabilse de tarihçiler bazı noktalarda anlaşma sağlayabilmiştir. Bunlardan biri Batı toplumları ile Osmanlı içerisindeki köleliğin birbirinden farklı olarak değerlendirilebildiği.

Sadece bir gemide 600 kadar insan taşınabiliyordu. Bu kişiler gereksinimlerini karşılayamadan, hatta bazı kayıplar vererek gidecekleri yere ulaşıyordu.
1525-1866 seneleri arasında 12 buçuk milyon köle taşınmıştır. Ek olarak 1 000 000 kişi de öldürülmüştür.
Çoğu zaman siyahilere ayrımcılık yaparak en çok köle onlardan seçiliyor ve intihara varacak kadar işkence edilebiliyordu.
Özellikle Afrika’dan köle alım satımı bir hayli fazlaydı. Yoksul ülkelere daha fazla ambargo uygulama olanağı bulunduğundan gelişmiş ülkeler bu fırsatı hiç kaçırmıyordu.
Günümüzde kölelik sistemi kaldırılsa da ambargo sistemi devam etmekte. Bazı ülkelerin yoksul olduğu, ülkelerindeki kaynakları kullanamadığı bilindiği için kullanabilen ülkeler üzerlerinde baskı yapabiliyor. Bu şimdi elmas çıkarması için kişilerden faydalanmak olarak düşünülebilir.
19. Yy’a kadar sürmüş bir olaydır.
Spartaküs ayaklanması, Roma İmparatorluğunda başladığı düşünülür.
Köleleri güvertede dans ettirebiliyorlardı. Ancak bu dans kölelerin eğlence maksadıyla yapmış oldukları bir olay olmaktan çıkıp daha çok kırbaçlar yardımı ile zorla yapmış oldukları bir işkenceye dönüşüyordu.
İlk olarak Hawai Devrimi’nde (1791-1804) yasaklandığı bilinir.
Bunlar bilinmesi gerekli olanlardan yalnızca bazısıdır. Birçok olay tarihin kara lekesi olarak anılmaya devam edecektir. Kölelik insan haklarına yapılan bir saldırı olması dolayısıyla bilinçli ülkeler tarafından tercih edilmemiş, ırk ayrımcılığından kaçınılmıştır.

Kölelik ve Irkçılık Neden Bir Arada Değerlendirilir?

Çünkü ırkçılık insanların ten renginden dolayı kıymetli görülmemesi ve köleliği en çok onların hak ettiğini düşünülmesinden çıkmıştı. Günümüzde ırkçılık hala devam etmekte olan bir olay. Ancak bu ülkelerin geçmiş zamanlarda üzerine düşünebilmesi mümkün olmayan bir şeydi. Köleliğin dahi devam ettirilmekte herhangi bir sakınca görülmediği toplumlar tabi ki insanları ten renklerine göre yargılayacaktı bunda anlaşılamaz hiçbir şey yok esasında. Devam etmemesi gerekli olan bir durum olduğundan bu olaya bir el atıldı ve toplumlar bireyleri yargılamaya devam etse de en azından köleliği kaldırarak bazı şeyler için adım atmış oldu.

Kölelik Nasıl Sona Erdi?

Özellikle diğerlerinden daha bilgi sahibi toplumların köleliği neden önceden bitirmediği sorulabilir. Ancak bu tek bir ülkenin vermiş olduğu kararla kaldırılabilecek bir şey de değildir. Günümüzde hala elmas çıkartabilmek için uğraşan işçilerin köle gibi kullandırılabilmesini de düşünürsek bu soruya anlamlı bir cevap verebiliriz.

İlk olarak Danimarka köle ticaretini kanuni olarak yasaklamış (1792), Daha sonra İngiltere, 1808 senesinde da ABD köle ticaretini kanunen yasaklamıştır. Bu olaylardan gözlemleyebileceğimiz şekilde birlik olarak bir olguyu yok etme düşüncesi oldukça güçlüdür. Yeni yeni başlayan köleliğin artık bir şeylere çare olmadığı düşüncesi, üstüne üstlük köleliğin sürmesi ve o kişilere iyi bir hayat hakkı sunmaması dolayısıyla bireylerin yaşamı sömürülmüş ve toplumdaki refahın önüne geçilmiştir. Bu nedenlerden köleliğin kaldırılması gerektiğini düşünen birtakım toplumlar, gelecekteki pek çok iyi olayın da önünü açmıştır.

Kölelik Olmasaydı Neler Değişirdi?

Öyle veya böyle muhakkak bir olayın köleliğin yerini alabileceği düşünülebilir. Bu önyargı da sayılmaz çünkü tarih hep bu biçimde ilerlemiştir. Bir toplulukta muhakkak yöneten ve yönetilenler vardır. Böyle sürecek olmasa da farklı da gelişmeyecektir. Kölelik olmasaydı muhakkak refah artar, ırkçılık bir nebze olsun azalır, kişi yaşamına verilen önem artardı. Belki bunlardan daha farklı şeyler de olurdu hatta.

Bir Toplumda Kölelik Olmak Zorunda Mıydı?

Köle alım satımının tabi ki etik olmadığını biliyoruz. Bunlardan biri, yani köle olarak satılan kişinin yerinde biz olsaydık ne düşünürdük, nasıl bir durumun içinde olurduk diye sormadıkça da köle ticaretinin kaldırılabilmesi mümkün değildi. Köleliğin olması normal bir davranış değildi ve olması da elbette ki gerekmiyordu ama bir açıdan tarih boyunca olan olaylardan ders çıkarabilmek gerekir ve bu yaşanmış ve bitmiş. Bu olaya pişmanlık gözüyle bakmasak ve artık ırkçılığa son versek güzel bir davranış olabilir. Bizden sonra gelecek olan nesillerin bizden utanç duymalarını istemiyorsak davranışlarımızı kontrol etmeliyiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz