İlişkilerde Güven Problemi

0
276
Görüntüleme

“Hiç kimseye güvenmiyorum” ifadesinin ardındaki gerçek anlam.

Hiç kimse, sizi gerçek anlamda anlamıyor mu? Anlamlı ilişkiler ve yakın bağlar kurmak istiyorsunuz ancak güven duygusu size engel mi oluyor?

İyi haber şu ki, hayatınız böyle olmak mecburiyetinde değil. Kötü haber ise, başkalarıyla olan bu probleminiz, esasında onlar hakkında değil. Kendi yolunuza kendisiniz taş koyuyor olabilirsiniz.

İlişkiler güvene dayanır. Başkalarına güvenmediğinizde, kendisinizi insanlardan, anlamlı ilişkilerden ve gerçek bir hayattan mahrum bırakırsınız. Belki, birisinin size yakınlaşmasına izin vermenin doğal güçlüğünü yaşıyorsunuz. Belki de bir vakitler, umutlarınızı, hayallerinizi ve şeytanlarınızı başkalarıyla paylaşırken kendisinizi güvende hissederdiniz, ancak artık öyle hissetmiyorsunuz.

Çoğumuzun birilerine karşı gardımızı düşürdükten sonra ağzı yanmıştır. Bazılarımız, bu olumsuz tecrübe(ler)le hareket etmeye devam ederek baş eder ve iyileşir. Bazılarımız ise, tam tersi yönde, çok yakın bağlar kurabileceğimiz kişilere ve/ya da ilişkilere göz ucuyla bile bakmadan es geçeriz.

Kendinize ya da bir başkasına şunları söylediniz mi hiç?

“Birine nasıl güvenebilirim?”

“Güvende olup olmadığımı nasıl bileceğim?”

“Bir kez güvendim ve canım yandı, ikincisi ahmaklık olur.”

“Sadece ailene güven.”

  • Güvenmek neden sizin için zor?

Mantıksız görünse de, gerçekte “kimseye güvenmiyorum” demek, “kendime güvenmiyorum” manasına gelir.

Toplumda az bilinen gerçek; istenmeyen duyguları hissetmekten kaçınmanın bir yolunun, onları “yansıtmalı özdeşleştirme” yolu ile bir başkasına aktarmaktır. Başka bir deyişle, eğer birisi, bir başkası hakkında devamlı konuşuyorsa, gerçekte, o kişi kendisi hakkında, yani kendi acıları/ıstırapları hakkında konuşuyordur.

Projeksiyon(yansıtma), içimizdeki bir şeyi başkasına atfetmenin bilinçdışı eylemidir. Çoğu zaman, yansıtmakta olduğumuz şey istenmeyen bir duygu veya özelliktir. Bir başkasına, sevilmeyen, samimiyetsiz veya “sizi anlamayan” vb. Etiketler koyarken, esasında bu istenmeyen fonksiyonları kendisiniz için hissetmekten kaçınıyorsunuz demektir.

Örneğin, kişi kendisini sevilmez hissediyorsa, partnerine -hiç hak etmediği halde- “Sen bir zavallısın” diyebilir. Aslında bunu gerçekleştirirken kişi, kendi gerçekliğini net bir biçimde göremiyor ve kendisi hakkında hissettiği değersizlik hissini, partnerine yansıtıyordur. İlişkisine zarar verecek şekilde, kendine yönelik hissettiği; öfke, hayal kırıklığı ve hüzün dolu çantasını bir anda partnerinin eline sıkıştırmıştır.

Daha derin bir düzeyde başkalarına duyulan güven eksikliği, ‘hayal kırıklığı toleransı’ ve esneklik geliştirmemiş, olgunlaşmamış bir egoyu temsil eder. Tabii ki, eğer sizi desteklemeyen veya küçümseyen ebeveynlerle büyüdüyseniz, sizin için güvenmenin niçin bir sorun olduğunu anlamak çok kolaydır. Kendi duygularınız çocukken onaylanmadıysa, neden birine güvenesiniz ki?

Daha çocukken alamadığınız bu temel duygudan yoksun kaldığınızda, başkalarının sizi hayal kırıklığına uğratmasını ve sözlerini tutmamasını beklemeniz doğaldır. Ebeveynleriniz – koşulsuz olarak bizi sevmesi gerekli olan insanlar – bile size ihanet ettiyse, neden diğer insanlar da etmesin ki?

Sürekli olarak reddedilmeyi beklemenin tehlikesi şudur; otomatik/yerleşik düşüncelerinizin başkalarından olumsuz tepkiler almayı garanti eden davranışlarınızı bilinçdışı beslemesi ya da bu yıkıcı davranışlara neden olmasıdır. Böylelikle, bütünüyle yalnız kaldığınız “güvenli” alanınıza geri dönebilir, bu kadar sefil olduğu için toplumu suçlamaya devam edebilirsiniz.

Öte yandan, iletişim ve ilişki kurmak için bağlar kurarız. İnsanlarla yakın ilişkinizi kestiğinizde, esasında en önemli ilişkinizin bağlarını -yani “kendisinizle olan ilişkinizi”- kesersiniz.

  • Kendine güven nasıl inşa edilir?

1. Tüm insanların, “iyi” ve “kötü” yanlardan oluştuğunu kabul edin. Başka bir deyişle, hepimizin kusurlu varlıklar olduğumuzu unutmayın.

2. Kendi karanlık, tatsız ve ilkel taraflarınızın farkına varıp onların varlığını kabul edin. Değiştirebileceklerinizi değiştirin, değiştiremediklerinizle barış imzalayın.

3. Hüsran, düşmanlık, reddetme, samimiyet, sevgi gibi kuvvetli ve yoğun duygulara, açık görüşlü ve hoşgörülü yaklaşın.

4. Zor duygularla baş edemediğiniz zamanlarda, onları dışa/başkalarına yansıtabildiğinizin bilincinde olun.

5. Geçmişte yaşamakta olduğunuz ihanetleri geride bırakın. Sizi haksızlığa uğratanları ve ihanetlerini defalarca hatırlama ve bu olayların üstünde durma dürtüsüne karşı direnin. Geçmiş deneyimlerinizin, şu anki daha sağlıklı ilişki(leri)nizi gölgelemelerine izin vermeyin.

6. Zamanı daha sağlıklı yönetin. Güven demek, anlık hazzın askıya alınması demektir. Birinden bir telefon, bir iş teklifi, bir iyilik ya da bir cevap beklerken, sebepli/sebepsiz kesinti ve aksamlar olabileceğini unutmayın. Hemen, olumsuzu “varsaymak”, kendinizi hükmen yenik olarak konumlamak ve/ya da panik moduna geçmek yerine, bu zaman aralığını olumlu geçirmenin ve zihninizi meşgul etmenin daha sağlıklı yollarını bulun.

7. Dünyanın temelde, güvenli bir yer olduğunu bilin ve insanların doğasındaki iyi niyeti fark edin.

8. Biri güveninize ihanet ettiğinde ya da güveninizden taviz verdiğinde, rahatsızlık verici olduğu hisler olan öfke, reddedilme, acı ve belirsizlik duygularına esasında dayanabileceğinizi bilin.

9. Geçmişte başkalarına yaptığınız projeksiyonlarınız için, kendinizi bağışlayın. Hepimiz bu tuzağa bir zaman düştük.

10. Siz kendinizi anlamazsanız, başkalarının sizi “anlamayacağının” farkında olun.

Ayrıca, başkalarının yansıtmalarıyla özdeşleşmekten de kaçının. Yansıtmalarla kendinizi tanımlamak, kendi algılarınıza, görüşlerinize, düşüncelerinize ve duygularınıza güvenme yeteneğinizi kaybetmeniz manasına gelir. Kendi iç dünyanızı anlama yeteneğinden yoksun kalırsınız. Kendinize güvenebilmenin en önemli adımlarından biri, size zarar veren projeksiyonlara etkili sınırlar oluşturmaktır.

Kim “karanlık” diye tanımladığı tarafıyla yüzleşmek ister ki? Ancak “ideal bir dünya”da, herkes! Kendinizle yüzleşmekten kaçınıyor, güven sorunlarınızı aşamıyor, bu nedenle ilişkilerinizde kendinizi güvensiz hissediyorsanız, terapistinizden yardım isteyin. Kendinizi çok daha iyi tanımak, sevdiklerinizle kuvvetli bağlar kurmak ve anlamlı ilişkiler deneyimlemeniz için gerekli desteği size sunacaktır.

Unutmayın, daha sağlıklı ve anlamlı ilişkiler deneyimlemenin ilk adımı; istenmeyen duygularımızla başa çıkmayı ve onları başkalarına yansıtmamayı öğrenmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz