GÜNEŞ SİSTEMİNDE YENİ KEŞİF!

0
330
Görüntüleme

Geçtiğimiz günlerde bilim dünyası adına oldukça enteresan bir gelişme yaşandı. Güneş Sistemi’ndeki en uzak nesne keşfedildi. Elbette nesneyi duyurabilmek için hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak gerekiyordu ve bunun için birtakım gözlemler yapıldı.

Güneş Sistemi Nedir?

Güneş sistemi, güneş ve çekim etkisi altına aldığı 8 gezegen, bilinen 150 uyduları, beş cüce gezegen, onların 8 uydusu ve devamındaki keşfedilmiş bütün cisimlere verilen addır. Bu gezegen içerisinde şimdiye kadar bulunan en uzak nesnenin keşfedilmesi koskoca evrende bilmediğimiz pek çok şeyin olduğunu düşündürtüyor. Ayrıca güneş sistemi Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü barındırması bir yana binlerce küçük göktaşları, toz parçacıkları ve buzsu cisimleri de barındırır.

Güneş Sisteminin Özellikleri Nelerdir?

Bildiğimiz ve kavrayabildiğimiz kadarıyla güneş sistemi çok uzun araştırmalar ve gözlemler sonucu halen tam anlamı ile anlaşılabilmiş değildir. Teknoloji ve imkanların gelişebilmesiyle hakkında daha fazla bilgi sahibi olunacağı kesindir.

Ayrıca bilinmesi gerekli olan birkaç özelliği vardır:

Gezegenler güneş etrafında basıklığı az eliptik yörüngeler üstünde döner.
Güneş’in kütlesi tüm sistemin %69’unu oluşturur.
Uranüs ve Venüs hariç tüm gezegenler ve Güneş saat yönünün tersine döner.
Bu bilgiler oldukça faydalı ve bilinmesi gerekli olan bilgilerdir. Ayrıca Venüs’ün yüzeyinin bir hayli sıcak olması, Merkür’ün Güneş’e en yakın gezegen olması, Dünya’nın tek uydusunun Ay olması gibi bilgiler de oldukça önemlidir.

Güneş Sisteminde Keşfedilen Nesne

Bu zamana kadar Güneş Sistemi içerisinde keşfedilen birden çok enteresan nesne oldu. Bu nesnelerin birkaçının ne olduğu veya ne amaçla bulunduğu bulunamadı fakat araştırmalar ve gözlemler azalmadan devam etti. En son keşfedilen ise 2018 AG37 adlı garip bir nesne. Bu nesnenin Güneş’in etrafında bir kez dönmesi yaklaşık bin yıl sürüyor. Bilim insanları şimdilik bu nesnenin yaklaşık 400 kilometre genişliğinde olduğunu açıkladı. Ayrıca Güneş’e en uzak nesne olan FarOut’u dışarıda bıraktığı söylenebilir. Buz açısından bir hayli zengin olan nesne planetoid yani küçük gezegenler konumunda yer almakta. Bilim insanları Güneş’e çok uzak olup radyasyondan etkilenmemiş olması nedeniyle nesnenin erken Güneş Sisteminin kalıntısı olabileceği hakkında yorum yapıyor.

Güneş Sistemi Neden Bu Kadar Önemli?

Dünyamızın da içinde yer aldığı Güneş Sistemi keşfedilen pek çok gezegen ve cismin yer alması bir yana keşfedilmeyen gizemli ve sessiz evreni de barındırıyor. Bunun için bilim adamları yalnızca son dönemlerde değil senelerdir bu konuyla ilgili araştırma yapıyor. Örneğin Mars’ın iki uyduya sahip olması, Jüpiter’in gezegenler kategorisinden çıkarılması, Satürn’ün Güneş Sistemindeki en büyük 2. Gezegen olması ve daha nice bilgi Güneş Sistemini daha gizemli ve enteresan hale getiriyor. Ayrıca Samanyolu Galaksisi’nde bulunması da cabası.

Güneş Sistemindeki Gezegenler Hakkında Bilinmeyenler

Elbette çoğunu bildiğimizi sandığımız gezegenler bilinmeyen sırlarla dolu. Bu sırları çözebilmek için araştırmacılar ve bilim adamları tüm gözlem ve deney yöntemlerini kullanarak bilgi aktarmaya çalışıyor.

Örneğin bilinmeyen özellikler şunlar:

Gezegen olmaktan çıkarılan Jüpiter’in bilinmeyen kırmızı noktası vardır. Bu noktanın çapı Dünya’nın yaklaşık 3 katı kadar büyüklüğe sahip.
Satürn’ün buzlardan ve kayalardan oluşan halkaları Jüpiter, Uranüs ve Neptün’ün halkalarıyla benzerlik gösterse de esasında bilim adamları bunun eşsiz olduğunu söylüyor.
Mars’ta bulunan demir oksit gazı, gezegenin kırmızı olmasını sağlıyor. Havadaki toz parçacıklarının güneş ışığını absorbe ederek atmosferi tutması ise dev fırtınalara sebebiyet veriyor.
Düşük iç sıcaklığına sahip olan Neptün’de nedeni bilinmeyen 1500 mph’den daha fazla hızda jet rüzgarları mevcut.
Bu ve buna benzer pek çok bilinmeyen bilgiler gün geçtikçe çok daha iyi bir biçimde açığa çıkıyor ve bu sayede biz de yeni bilgiler elde etmiş oluyoruz. Tüm bu nedenlerden dolayı esasında Güneş Sistemi’nde bilinmeyen çok sayıda nesne ve toz parçasının bulunması muhtemel.

Güneş Sistemi Nasıl Oluştu?

Bir teoriye göre Güneş Sistemi 6 milyar sene önce dev bir moleküler bulutun çökmesi sonucu oluştu. Ayrıca çok büyük patlayan yıldızların merkezinde kimyasal elementlere rastlanması süpernova faktörünü ortaya koydu. 100 000 000 yıl sonra içeri çöken bulutsunun merkezinde hidrojen yoğunluğu tespit edildi. Kütle çekimi hidrostatik dengeye ulaşana kadar devam etti. Bu sayede Güneş artık bir yıldız olmuştu.

Geri kalan toz taneciklerinden de gezegenler meydana geldi. Her yıl yaklaşık olarak 15 cm büyüyen gezegenlerin şu anki halini alması milyonlarca yıl sürdü. Bazı gezegenler patlayan gaz devi haline geldi, bazıları ise buz devi. Gelecek ile alakalı olan teoriye göre ise Güneş’in bundan 6.4 milyar yıl sonra çekirdeğinin ısısı artacak ve hidrojen yığınına dönecek.

Güneş Sistemi İçerisinde Bilinmeyen Cisimler Olabilir Mi?

Güneş sistemi oldukça karışık ve bilinmeyenlerle dolu bir evren. Üstelik sadece Güneş Sistemi içerisinde değil Samanyolu Galaksisinde de keşfedilmeyi bekleyen bir sürü cisim ve toz parçacığı var. Bütün bunları keşfedilmek için çok fazla vaktimiz yok ama imkanımız var. Yeni gezegenler ve hatta gezegenlikten çıkarılanlar, uzay ve uydu sistemleri, Samanyolu Galaksisi, Güneş Sistemi ve daha birçoğu bilinmezliğini muhafaza etmeye devam ediyor. Ancak elbette giderek daha fazla bilgi sahibi olacağımız bir Dünya’da yaşıyoruz. En önemlisi ise keşfedilmeyi bekleyen cisimlere daha bilgi sahibi ve deneyimli bir biçimde, araştırmaya ve incelemeye dayalı yaklaşım sergilemek. Luna 10, Cassini–Huygens, Sojourner, Apollo 15, 16 ve 17 gibi uzay araçlarını bilinmeyen bu evrenlere göndererek bilgi öğrenebilir ve bunun hakkında daha fazla araştırma yapabiliriz. İşin sırrı merak etmekte.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz