DEHŞET VERİCİ GERÇEK: UZAYA YOLCULUK PHİLADELPHİA DENEYİ

0
204
Görüntüleme

ESRARENGİZ PHİLADELPHİA DENEYİ!

2. Dünya Savaşı’nın en hararetli geçtiği vakitlerda taraflar sonucu kendi lehlerine çevirmek için çabalıyorlardı. ABD bu nedenle gemilerinin radarda gözükmemesi için deneyler yapıyordu. Yapılan deneyler arasında öyle bir deney vardı ki sonuçları bilim adamlarını bir hayli şaşırtmıştı. ABD’nın hala bile kamuoyuna açıklamadığı bu deney o vakitler sır gibi saklanıyordu. Ancak daha sonra deneye katılan kişiler tarafından deney ve sonuçları duyurulmuştu. Deney ile alakalı ciddi araştırmalar 1980’de deneyi anlatan bir filmin çekilmesine izin verildikten sonra başladı. Bu konu da ne kadar araştırma yapılsa da çağımızda hala kesin yargılara gidemiyoruz. Çünkü ABD’daki yetkililer Philadelphia Deneyi hakkında konuşmayı reddediyorlar. Bir görüşe göre bu deney, boşaltılan bir hava üssü olan Montauk’ta “Montauk Project” adı altında devam ettiriliyor.

İlk Deney ve Ürkütücü Sonuçları

Geri gelen gemiye yaklaşan görevliler, gemideki pek çok mürettebatın tırabzanlardan sarkarak kustuğunu gördüler. Diğerleri arasında da gemide boş boş dolaşan bilincini yitirmiş mürettebatlar vardı. Sanki hiçbiri ne yaptığının farkında değildi. Görevliler gemiye binerek mürettebatları teker teker gemiden indirdiler. Gemi düşünüldüğü gibi görünmezlik seviyesine ulaşmıştı. Yine de çalışmalara devam etmeleri gerekiyordu. Çünkü gemiyi kontrolde henüz istenen seviyeye ulaşamamışlardı. Yapılan ilk deneyde beklenilen sonucu alamayan Doktor Morris 28 Ekim 1943’te deneyi tekrar edecekti.

Dehset Verici Gerçek: Uzaya Yolculuk

1943 senesinin 28 Ekim gününde deneyi tekrar etmek için ilk deneyden farklı olarak gemiye farklı ekipmanlar eklenmişti. Değişen mürettebatıyla beraber gemi deneye hazırdı. Jeneratörler çalıştırıldı ve gemiye olanlar kıyıdakiler tarafından izlenmeye başlandı. Gemi tıpkı önceki gibi ortadan kaybolmuştu. Yalnızca suyun üstünde tekne boyunda bir çizgi kalmıştı. 2 dakika sonra bu çizgi de mavi bir ışığın parlamasıyla yok olmuştu. Birkaç dakika sonra da 40 kilometre mesafedeki Norfolk üssünde radarda ortaya çıkmıştı. Daha sonra bilinmeyen bir sebepten dolayı tekrar ortadan kaybolan gemi en sonunda Philadelphia’ya geri dönmüştü. Fakat bu kez durum bir hayli ciddiydi. Gemideki mürettebatlardan bazıları gemide yoktu. Deney tamamlandıktan sonra da ortaya çıkmayan mürettebatların nerde oldukları bilinmiyordu. Bazı mürettebatlar ise geminin eriyip tekrar katılaşan metal levhalarının arasında kalmıştı. Çok feci bir biçimde ölmüşlerdi. Mürettebatlar içerisinde sokakta yürürken bir anda kaybolma gibi psişik yeteneklere sahip olanlar tespit edilmişti. Kurtarılan mürettebatlardan hiçbirinin akli dengesi yerinde değildi. Bu yüzden deney sona erdikten sonra hepsi akıl hastanesine yatırıldı. Bazı mürettebatlar arasında da heykel gibi kaskatı kesilerek buz tutanlar vardı. Bu donmalar kimi zaman birkaç saniye kimi zaman de saatlerce sürüyordu. Bunlar arasında en garibi ise Smith adındaki 200 gün buz tutan adamdı. Yemeden içmeden 200 gün boyunca duran adam 201. Gün kendisine gelmiş ve geçen zamanı 5 saniye gibi hissettiğini, bu süre içerisinde uzayda gezip Dünya’yı dışarıdan izlediğini söylemişti. Donan denizcilerden bunları söyleyenler çok olmuştu. Onların doğru söyledikleri yaşanan bir olaydan sonra anlaşılmıştı. Bir gün bir denizci birdenbire donduğu sırada arkadaşları ona dokunup topraklamak isterler. Dokundukları anda denizci birden alev almaya başlar. Sonra o kadar şiddetli yanar ki, geride hiçbir iz, kül bırakmaz. Sadece bulunduğu zeminin kömürleşmiş oluşu, denizcinin yandığını göstermektedir. Aynı şekilde 4 denizcinin yandığı kaydedilmiştir.

Dr. Jessup’un İntiharı

1959 senesinin Nisan ayında Doktor Jessup, arkadaşı Doktor Mason Valentine’i arayarak deney hakkında kesin sonuçlara ulaştığını bu sebeple konuşmak için buluşmaları gerektiğini söylemişti. Doktor Mason Valentine doktorun bu buluşma teklifini kabul etmiş onunla 20 Nisan günü yemeğe gitmek üzere sözleşmişti. Ancak o yemek buluşması gerçekleşememişti. Çünkü Doktor Jessup arabasında ölü bulunmuştu. Polis raporlarına göre arabasında, egzoz gazıyla intihar etmişti. Arkadaşları onun intihar edebilecek bir karakterde olmadığını bunun ancak bir cinayet olabileceğini öne sürüyorlardı. Ne yazık ki Doktor Jessup’a ne olduğu bulunamamış, olaylar bir sır perdesi olarak kalmıştı.

İster gerçek olsun ister yalan bu deney insanların kazanmak uğruna neler yapabileceğinin küçük bir fragmanıdır. İnsanların bu denli kana susamış hale gelmesinin nedeni gelişen savaş teknolojisidir. Her millet biraz daha üstününü yapmak isterken böyle korkunç sonuçlara ulaşılmıştır. Savaşlar artıkça gelişen ve artan bu ölümcül teknolojik buluşlar artık akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. Bu dünyayı başımıza yıkmadan bunlara bir son vermemiz gerekmektedir. Fakat eminim ki insan yaşadıkça ve hırsı var bir hayli bu böyle sürüp gidecek. Şu anlık sonumuz hayır olsun demekten başka diyebileceğimiz bir şey yok maalesef.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz