Avşa Feribot Seferleri ve Saatleri

0
380
Görüntüleme

Erdek Gişesi Telefon:

+90 541 960 99 33

+90 530 042 18 43

+90 541 950 88 20

Barbaros Tekirdağ Gişesi İletişim:

+90 541 960 99 66

+90 541 950 88 22

+90 541 950 88 23

Marmara Gişesi Telefon İletişimi:

+90 530 042 18 41

Saraylar Gişesi İletişim Numarası:

+90 530 042 18 42

Yiğitler Gişe Telefon Numarası:

+90 530 042 18 53

Avşa Gişesi Telefon İletişim Numarası:

+90 530 042 18 47

Çınarlı Gişesi Telefon Numarası:

+90 541 042 18 46

Adanın Konumu

Marmara Denizi’nin güneybatısında 3 büyük (Marmara, Avşa, Paşalimanı) ve 9 küçük (Ekinlik, Koyun, Mamalı, Hasır, Pale, Fener, Asmalı ve Paşalimanı Koyundaki 2 adacık) ada vardır. Marmara Adaları ismini taşıyan bu adalar, yapı ve yerşekilleri bakımından Kapıdağ Yarımadası’nın Marmara Denizi’ ndeki uzantısı görünümündedirler.

4. Zamanın sonlarında deniz seviyesinin yükselmesi ve alçak kesimlerin sular altında kalması neticesinde, anakara Kapıdağ Yarımadası’ndan ve birbirlerinden ayrılarak bugünkü şekillerini almışlardır. Avşa Adası’nın, Marmara ve diğer adalarla arasındaki derinlik 16-35 metre arasındadır. Sadece Ekinlik Adasını birleştiren kara parçası 1-4 metre derinlikte olduğundan, sakin havalarda bu bağlantıyı izlemek mümkün olmaktadır. Adanın uzunluğu 9 km, eni 4 km kadardır. Toplam yüz ölçümü 36 km²’dir. Adanın batısında üstünde bir deniz feneri bulunan Hayırsız Ada yer alır.

Adanın Doğal Yapısı

Ada genelde granit ve granodiyorit ana kayasından oluşan kumlu topraklarla örtülüdür. Kum oranı son derece yüksektir. Granit taşlar adanın yüzey dokusuna adeta serpilmiştir. Batı kısmında, geniş aluvyal kıyı ovası, doğu kısmında kısmen ağaçlıklı bir bölüm yer alır. Adanın köyleri burda kurulmuştur (Türkeli ve Yiğitler Köyleri).

Adanın Bitki Örtüsü

Ağaçlar az olan tarım kültürü ve yaygın olan bağcılık sebebiyle kesilmiştir. Bağcılık çok gelişmiştir. Adanın büyük kısmı asmalarla doludur. Geri kalan alanlarda, bodur çalılar, dikenli ve otsu bitki toplulukları, beyaz kum zambakları ve diğer çiçekler adanın bitki örtüsünü oluşturur.

Adada İklim Özellikleri

Ada, Marmara’nın orta bölümünde yer almıştır. Bölge ikliminin özelliklerini taşımakla beraber, Akdeniz ve Karadeniz ikliminin özelliklerini de yansıtır. Yaz aylarında sıcaklık ortalaması 30 derecenin üzerindedir. İki farklı iklim bölgesi ortasında yer aldığı için yazın kuzeyden esen güçlü rüzgarların etkisinde kalan köpüklü denize girmek, Avşa Adası’nın iklim özelliğinin en güzel yanıdır. Adayı güzelleştiren diğer önemli faktörlerden birisi de Haziran ayından, Eylül ayının sonuna kadar, hatta Ekim ayında bile denize girilebilir olmasıdır.

 

“Avşa” Adı Nereden Geliyor?

Avşa’nın yüzyıllar içerisinde değişerek gelen pek çok ismi vardır. Kyzikos’lu Diogenes, Propontis adalarını anlatırken Ofiousa ile Fisia’yı birbirinden ayırmıştır. Plinius bu adaya OPHiUSSA der. Bizans tarihinde ise adanın ismi AFOUSiA’dır. La Mottraye 17.Yy başında, adaya burdaki Meryem Ana Manastırı sebebiyle Pnagia adı verildiğinden bahseder. Marmara Adalarında tarihi incelemeler yapan Gedeon’a, Patrikhane tarafından verilen 1892 tarihli vasiyetnamede ise, adanın ismi AOSiA biçiminde yazılmıştır. Rumlar adayı terketmeden önce ise AFISSIA ismini kullanmışlardır. Ada’nın ismi daha sonraki zamanlarda Araplar Adası olarak da anılmıştır.

Yakın zamanlarda adanın resmi adı Türkeli olmuştur. Daha sonraları günümüzde adanın tarihi isminin Türkçeleştirilmiş biçimi olan AVŞA kullanılmaya başlanmıştır.

Ada Tarihi ve Arkeolojisi

Adanın ilk yerli halkı hakkındaki ilk yazılı bilgiler coğrafyacı Strabon ve tarihçi Plinius’un kitaplarında bulunmaktadır. Toprak durumu bakımından hiç bir zaman zengin olamamış, bağımsız bir idareye kavuşamamış olan ada, tarih içerisinde, çevresinde hakim olan kuvvetin arkasından gitmiştir.
Avşa'nın tarihi bir haritasıHristiyan din adamları için bir sürgün yeri olarak kullanılmış ve bütün Ortaçağ boyunca boş kalmıştır. Şimdiye kadar hiç bir sistematik kazı yapılmamıştır. Ancak adada, anakara Kapıdağ Yarımadası`ndan ayrılmadan önce bazı ilkel toplulukların yaşadığı, avcılıkla geçindiği, anakara ile bağlantı kesilince yeni bir yaşam tarzı geliştirdikleri, avcılığı azaltarak tarım, besicilik ve balıkçılıkla geçindikleri bazı buluntular sebebiyle anlaşılmaktadır.

Son senelerde Avşa kumsallarında bulunan çeşitli çakmaktaşı, kemik, vb. Aletler, ağırsaklar değirmen taşları, değişik baltalar adadaki yerleşimlerin yazılı kaynaklardan çok eskilere gittiği fikrini kuvvetlendirmektedir. Adanın tüm yüzeyi Neolitik – İlk Tunç çağı – Kalkolitik – Hellenistik – Roma – Bizans – Osmanlı çanak-çömlek parçaları ile doludur. Bu yüzey buluntularından başka tüm çeşitli Roma kapları, mezar stelleri, amphoralar, yazılı kitabe parçaları, sunak, sütun gövde parçaları, Bizans mimari parçaları ev temellerinde veya herhangi bir biçimde bulunmaktadır. Adanın kuzeyinde Çiftlik mevkiinde, tepede ve deniz kenarında, kumsalda, sıra halinde dizilmiş “kiremit mezarlar” rahatlıkla görülebilecek bir şekilde “in situ” durumunda, denizin sahili aşındırması neticesinde ortaya çıkmıştır. Ancak gün geçtikce kırılarak yok olmaktadırlar. Kukuma Sırtı’nda, Osmanlı mezarlığının hemen üstünde, büyük mermer levha örtülü bir Roma mezarı ve içerisindeki kemikler kırılarak ortadan kalkmıştır. Belediye binasının temel kazısında bulunan “İstanbul tipi steller” olarak adlandırılan Roma stellerine benzer muhtemelen bir Trak Steli olan yarısı kırık parça muhafaza altına alınmıştır. Bu da adanın çeşitli toplumlara ev sahipliği yaptığını gösteren önemli bir kanıttır. Bugün Erdek’te açık hava müzesinde teşhir edilen Roma sunağının üzeri girlant ve kurban tabakları, bukranyonlarla süslüdür. Bu “in situ” buluntu ilgisizlik sebebiyle götürülmüştür. Sunak adadaki Roma kültürünün ne kadar harika olduğunu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Manastır Mevkii’nde, deniz içerisinde 4 metre derinlikte küpler (Pithoslar) içlerinde iskeletleri ile durmaktadır. İlk Tunç Yortan Kültürü, Manastır Mevkii’nde oldukça yaygındır. Deniz içerisindeki küp mezarlar ve içlerinden çıkan adak eşyaları (Piksisler, kapaklar, ağırsaklar) dışında, Manastır’da açılan 4 metre derinlikteki bir kuyu içerisinde sekiz adet Yortan testi ve maşrapaları “in situ” durumunda bulunmuştur. Manastır ve çevresinde Roma ve Bizans kültürlerinin kalıntıları çok fazladır. Denizden çıkan altın diademler ve küpe parçaları da vardır. Örnekler sayılamayacak kadar çoktur.

Buluntuların durumundan Marmara Denizi’nin en az 3-4 metre yükseldiği veya adayı 4 metre çökertecek şiddette bir yer sarsıntısının olduğunu kabul etmek gerekir. Manastır Mevkii’nde, ayrıca ismini Manastır Mevkii olarak da isimlendiren Manastır, 360 sene önce inşaa edilmiştir. 40 oda veya hücreden oluşan Agios Georgios (Panagia-Meryem Ana) Manastırı ile şapel kalıntısı adanın tek eseridir. Bu kalıntı ilgisizlik ve taşranın muhtelif kullanılmasından dolayı çok iyi değil durumdadır. Pek yakın tarihlere kadar o çevrede oturanların verdikleri bilgilere göre freskler vardı. Maalesef bugün bu fresklerden hiçbirşey kalmamıştır. Gelecekte Manastır kalıntıları bütünüyle yok olma tehlikesi içerisindedir. Zira deniz de Manastır kıyılarını sürekli aşındırmaktadır. Halen bu kalıntıları gezmek ve görmek mümkündür. Bütün bu buluntular, adada Neolitik-Osmanlı devrinin sonuna kadar pek çok kültürlerin yaşadığını göstermektedir. Bu bulgular ile ilk yazılı belgeler arasındaki boşluğu doldurmak için adada sistematik şekilde kazıların yapılması gerekiyor.

Avşa Adasında Gezilecek Yerler

Adanın dört bir yanını, koylarını her gün gezi motorları ile veya kendi vasıtanızla gezebilirsiniz. Bunların en ünlüleri Çınar Köyü, Kumburnu, Mavi Köy, Değirmen, Manastır, Kumtur, Beyaz Saray ve Yiğitler Köyündeki Altın Kum’dur.
Avşa yerleşim bölgeleriAyrıca adanın içerisinde herhangi bir yere gitmek veya gezmek dilerseniz, kenarları açık, küçük treni de kullanabilirsiniz. Avşa’da adanın her yanını çevreleyen altın rengi kumsallarda dantel gibi işlenmiş koylarda, yeşillendirilmiş sahil şeridi içerisinde güneşin harika bir biçimde batışını seyrederek gündüzü bitiren insanlar, sahilin bir ucundan diğer ucuna kadar sıralanan bar-cafe, restoran ve müzikhollerden yükselen müzik sesleri içerisinde, Avşa’nın çeşitli meşhur şaraplarını yudumlarken gecenin karanlığının aydınlığa dönüştüğünü, bir başka güne başladıklarını bile anlayamazlar. İşte Avşa’daki tüm güzellikler içerisinde 24 saatte 2 günün birden yaşandığından bahsetmek abartı olmaz.

 

Türkeli Köyü

Adanın batısında kıyı ovasının üstünde kurulmuştur. Bütün ada için olduğu gibi bu köy için de daha çok Avşa ismi kullanılmaktadır. Bu köyde Gedeon, batıl bir inanış sebebiyle bahsettiği Triniti kilisesinin yıkıntılarının olduğunu, ada Rumlarının aksi rüzgarlarla yolundan kalan gemici yakınlarının bu yıkıntıları dolaşırlarsa rüzgarın değişebileceğine inandıklarını anlatmıştır. Adada böyle bir kilise yoktur. Köyün 1,5 km güney batısında bir manastır kalıntısı vardır. Rumlar köyü seneler önce terketmişlerdir, köyün şimdiki ahalisi yerli ve göçmen olarak bütünüyle Türktür. Şarapçılık ve balıkçılık başlıca geçim kaynaklarıydı. Ancak turizmdeki büyük patlama sebebiyle balıkçılıkta gerileme olmuştur. Şarapçılığı sürdüren aileleler vardır.

Yiğitler Köyü

Adanın doğu kıyısında yer alır. Eski adı Araplar olan köyde önceleri Arapların oturduklarını Dapper anlatmaktadır. Bu insanların Arap donanmasının, İstanbul’u 672-678 seneleri arasında kuşatmaları sırasında buralarda kışladıklarını ve Arap büyüklerinden bazılarının köyde kaldıklarından bahsetmektedir. Daha sonraları Rumlar ve onlardan sonra Trakya göçmeni Türkler yerleşmişlerdir. Şarapçılık, balıkçılık ve taşçılık gibi işlerle uğraşan köy halkının yaşam standardı yüksektir.

Avşa Adası Feribot ile Ulaşım

Avşa Adası Feribot Seferleri Sayfamızı Ziyaret Ederek Adaya Ulaşım Hakkında ve Sefer Bilgileri Hakkında Bilgi Alabilirsiniz. https://www.gemiseferleri.com/avsa-feribot-seferleri/

Avşa Adası

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz