Aç Olan Siz Değil Duygularınız Olabilir

0
18
Görüntüleme

Siz de üzgün, üzgün veya tükenmiş hissettiğiniz zamanlarda kendinizi derin dondurucuda bekleyen dondurmayla göz göze gelmiş şekilde buluyor musunuz? Başa çıkmakta zorlandığınız bir sorumluluğun üzerinizde yarattığı stres arttıkça evindeki abur cubur isteğinizde de bir artış bulunduğunu gözlemliyor musunuz? Bu aralar öğünleriniz tertipli olduğu şekilde aniden bastıran tatlı krizlerini anlamlandırmakta zorluk çekiyor musunuz? Bu ve benzeri sorulara cevabınız ‘evet’se aç olan mideniz değil duygularınız olabilir!

Yemek yemenin ancak açlık hissini bastırmakla ilgili bir olgu olmadığı hepimizin malumu. Yediğimiz yiyecekler midemizi doldurarak açlık hissini bastırmanın veya metabolizma için lüzumlu olan besinleri sağlamanın yanı sıra duyularımızı uyararak ve duygularımızı etkileyerek modumuzu ve iyi mi hissettiğimizi de tayin gücüne sahip. Bu nedenle de midenizin guruldamadığı ve yeterince yemek yediğinizden güvenli olduğunuz zamanlarda gelen açlık hissi ve bu hissi yiyerek bastırmaya çalışmak duygusal yeme olan malum kavramla açıklanıyor. Doğrusu, fiziksel olarak aç hissetmediğimiz zamanlarda yemek yeme isteğini tetikleyen şey aslen bedenimizin enerji ihtiyacı değil duygularımız.

Duygusal açlık nasıl ortaya çıkıyor?

Duygusal açlık isminden da kolayca anlaşılabileceği benzer biçimde ferdin yaşantısı süresince doyurulamamış olan duygularının yarattığı boşluk hissi olarak tanımlanabilir. Romantik yeme davranışı ise kişinin sevilme, kabul görme, değerli hissetme, özgüven, sosyalleşme, başarı, onaylanma, bir gruba ilişik olma benzer biçimde temel gereksinimlerinin karşılanmamış olmasının duygu dünyasında yarattığı boşluğu yiyeceklerle doldurma isteğiyle ortaya çıkar. Yemek yemenin verdiği hazla beyin tarafınca daha fazla dopamin ve yenen yiyeceğin türüne bağlı olarak serotonin ve oksitosin gibi mutlulukla ilişkilendirilen hormonların daha çok üretilmesi, kişinin modunu aniden değiştirerek kendisini daha iyi hissetmesini sağlar. üzgün ve depresif anlarda yemek yiyerek daha iyi hissetme davranışı devamlı tekrarlandığında, kişi yaşadığı duygusal boşluk yiyeceklerle doldurmayı farkında olmadan alışkanlığa dönüştürür.

Romantik yemenin alışkanlığa dönüşmesinin en önemli nedenlerinden biri, duyguları kontrol etmenin yemek yemekten daha farklı yolları olabileceğinin bilinmemesidir. Duygusal yeme davranışı en çok kaygı, stres, utanma, korku gibi yoğun ve başa çıkılması zor duyguların tetiklenmesiyle açığa çıkar. Duygularını tanımayan, iyi mi yöneteceğini bilmeyen, geçmişte duyguları görmezden gelinmiş yahut duygularını baskılamak zorunda kalmış olan kişiler rahatlayabilmek için kendileri için en tanıdık ve kolay rehavet yöntemi olan yemek yemeye yönelirler.

Açlık hissinin duygusal mı fiziksel mi olduğu nasıl anlaşılır?

Açlık hissinin romantik mı yoksa fizyolojik mi olduğunu ayırt edebilmek için öncelikle, fiziksel ve romantik açlık sinyalleri arasındaki değişiklikleri algılamak gerekiyor. Duygusal açlık aniden ortaya çıkabilirken, fizyolojik açlık yemek yediğimiz saate bağlı olarak, yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Duygusal yemede fiziksel yemeden farklı olarak, yiyeceğimiz şeyin ne olduğu bizim için çok daha önemli hale geliyor. Fiziksel olarak gerçekten açsak yediklerimiz konusunda o kadar da seçici davranmazken, romantik açlığımızı bastırmaya çalışmak için çikolata, cips, pizza, dondurma gibi daha spesifik, ‘canımızın istediği’ bir yiyeceğe yöneliyoruz.

Romantik açlıkta canımızın çektiği yiyeceği o anda yiyerek hızlıca doyum olmamız icap ettiğini hissederken, fizyolojik açlığımızı çok daha basit test edebiliyor ve yemek yiyeceğimiz ana kadar beklemekte bir sakınca görmüyoruz. Fiziksel açlığımızı bastırmak için yiyecek yediğimizde doyduğumuzu hissettiğimiz anda yemeye son verebilirken, romantik bir ihtiyacı karşılamaya yönelik yemek yediğimizde ne kadar doymuş olursak olalım, o duygudan kurtulana kadar yeme davranışını sürdürebiliyoruz. Bundan dolayı de fiziksel açlığımızı bastırdıktan sonrasında herhangi bir pişmanlık ya da kabahatlilik duygusu yaşamazken, romantik yeme davranışı bittikten sonrasında çoğu zaman pişman oluyor, kendimizi kabahatli hissedebiliyoruz.

Sonuç olarak fizyolojik yeme mevzusunda bedenimiz söz sahibiyken ve nerede duracağını çok iyi bilirken; duygusal yemede düşüncelerimiz ve duygularımız işin içerisine girmiş olduğu için konum biraz daha karmaşa bir hal alabiliyor ve duygularımızı regüle etmeyi başaramadığımız sürece yeme isteğini kontrol edebilmemiz de mümkün görünmüyor.

Rahatlatan yiyecekler (comfort foods): Yiyeceklerin mutluluk veren gücü
Duygusal açlık sinyalleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığında, yukarıda da belirttiğimiz şeklinde açlığı bastırabilecek herhangi bir yemektense, ‘rahatlatan yiyecekler’ olarak da malum belirli yiyeceklere yöneliyoruz. Bizlere daha mutlu hissettiren ve olumlu duyguları açığa çıkaran bu rahatlatıcı yemeklere daha çok negatif duyguların baskın olduğu, üzgün ve mutsuz hissettiğimiz, stres altında olduğumuz zamanlarda yöneliyor olsak da; çok sevinçli olduğumuz zamanlarda da bu hissi daha uzun vakit deneyimleyebilmek için kendimizi muayyen yiyeceklerle ödüllendiriyoruz.

Rahatlatan yiyeceklerin neler olduğu kişilerin tercihine bağlı olarak değişebilse de, duygusal yemeyle alakalı yapılan araştırmaların neticeleri romantik açlığı bastırmak için en sık yöneldiğimiz yiyeceklerin dondurma, çikolata, kurabiye, pizza gibi genel anlamda sağlıksız fakat lezzetli gıdalar olduğunu söylüyor. örneğin, 2000 senesinde Amerikan Demographics’te gösterilen bir araştırmanın neticeleri, üzgün hisseden katılımcıların daha fazla dondurma ve kurabiye şeklinde şekerli yiyecekleri, canı sıkılanlarınsa cips yemeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Romantik yeme hangi noktada probleme dönüşür?

Herkes ara sıra duygusal nedenlerle yemek yiyebiliyoruz. Sadece yiyecek yemek duygularımızı yönetebilmek için kullandığımız tek ve birincil strateji haline geldiğinde probleme dönüşüyor. özellikle de kişinin duygularını tatmin etmek için yemeyi seçtiği yiyecekler çok da sağlıklı değilse…

Fiziksel anlamda aç olmadığımız şekilde yemek yediğimizde, vücudumuza ihtiyaç duyduğunun çok ötesinde kalori yüklemesi yapıyoruz. Bunu çok sık yapmış olduğumızda, almış olduğumuz ekstra kalorilerin tamamı yağ olarak depolanıyor ve çok fazla yağ depoladığımızda aşırı kilo almaya ve beraberinde getirdiği esenlik risklerine daha aleni oluyoruz.

Duygusal yemeyle baş etmenin yolları

Duygusal yeme davranışıyla baş edebilmek için öncelikle duygusal açlık sinyallerinin neler olduğu ve en çok hangi zamanlarda ortaya çıktığını ayrım etmeniz gerekiyor. Bir yeme günlüğü edinip gün arasında yediklerinizin ve yediğiniz sırada kendinizi iyi mi hissettiğinizin kaydını tutmak, ağzınıza attığınız her lokmada açlık hissinizin ne kadar azaldığını gözlemlemek, duygularınızı test etmenize yardımcı olabilecek alternatif stratejiler öğrenmek gibi ömür biçimi değişimleri duygusal açlıkla baş etmenize yardımcı olabilir. Duygusal yeme davranışıyla baş etmenize yardımcı olabilecek diğer önerilerimizse şöyle:

Yiyecek yeme isteği duyduğunuz ancak aç olmadığınızdan güvenli olduğunuz zamanlarda nasıl hissettiğinizi, yaşamınızın iyi mi bir döneminde olduğunuzu, modunuzu, ilişkilerinizi ve stres seviyenizi gözlemleyin. Gerekirse bu tetikleyicilerin bir listesini yapın ve devamlı yanınızda taşıyın.
Kendinizi kötü hissettiğiniz anlarda yiyeceklerde aramış olduğunuz mutluluğu size verebilecek daha sağlıklı alternatifleri gözden geçirip: arkadaşlarınızla icatmak, komik bir film takip etmek, yürüyüşe çıkmak, oyun oynamak, sevdiğiniz bir kitabından rastgele bir sayfa açıp tekrar okumak, dolabınızı regüle etmek, temizlik yapmak, uyumak, müzik dinlemek, dans etmek yahut resim yapmak… size mutlu hissettiren içsel ve dışsal bütün kaynaklarınızı keşfedin ve açlık hissi geldiği an bu kaynaklara yönelin.
Tüm bu mutluluk verici aktivitelerde yemek yemenin verdiği mutluluğu ve hazzı bulamıyorsanız, yemek için sağlıksız abur cuburlar yerine daha sağlıklı alternatifler bulmaya çalışın. örneğin, sizi rahatlatan yemek çikolataysa bitter ve şekersiz versiyonlarını tercih edebilir, kakao ile evde hazırlayabileceğiniz kalorisi daha düşük tatlılarla kendinizi iyi hissedebilirsiniz.
Rahatlatan yemekleri tüketmek mevzusunda kendinize mani olamıyorsanız, porsiyonlarınızı küçültmeyi kontrol edin. örneğin, devasa bir paket cipsi tek seferde tüketmek yerine, minik saklama kaplarında porsiyonlara bölün ve kendinize her gün, sadece tek bir porsiyon yeme hakkı tanıyın. Bu yöntem de işe yaramazsa, bu tip abur cuburları alışveriş listenizden çıkararak her an elinizin altında olmalarını engelleyin.
Sezgisel beslenmeyi öğrenin. Yiyecek seçimlerimizde bedenimizden gelen sinyalleri, sezgilerimizi ve bedenin ihtiyaçlarını dinlemeyi odağına alan sezgisel beslenme; açlık, tokluk ve yediklerimizden doygunluk olma gibi gövde sinyalleriyle iyi mi temasa geçebileceğimizi öğrenmenin en etken yollarından biri. Gövde sinyallerini ve bedenin ihtiyaçlarını dinleyerek fiziksel açlığınızın ne durumda olduğunu anladığınızda, duygusal açlık anlamış olup daha kolay ayrım edecek ve kendinizi daha basit kontrol edebileceksiniz.
Duygularınızı iyi tanıyın ve test etmek için alternatif stratejiler araştırın. Haiz olduğunuz kaynaklar duygularınızı test etmeniz için ehil değilse, ruhsal yardımcı almaktan ve alternatif duygu tertip becerileri geliştirmekten çekinmeyin.